Işığımız Atatürk'ten, Gücümüz Tarihten, Cesaretimiz Doğruluktan, Desteğimiz Halktan

           

              Tıklayınız   

ANASAYFA

EDİTÖRDEN

ŞİİRLERİM

ŞAİRLERDEN

E-KARTLAR

SANAT

RESİMLER

MEDYA

SİZDEN BİZE

Ismimiz neden Cilingir Sofrasi? ve Cilingir sofrasinin felsefesi

Tüm Dünya ve Türk Radyo ve Televizyonlarını burayı tıklayarak izleyebilirsiniz

Devamlı eklemeler yaptığımız nostaljik müzikler SANAT sayfamızda

 

Çilingir Sofrası Muhabbetleri

 

Türk Dil Kurumu Sözlüğü

 

 

 

KARDEŞ site SİTEM'in başlığından alıntıdır.

Korkma, sönmez, senin izindeki bekçileriyiz bu alsancağın,

Asil kanımızdan aldığımız güçle, hakkından geliriz her alçağın.

 

 

NELER OLUYOR BİZE?

Yücel DÖNMEZ

Bir taraftan belge stresi, diğer taraftan işsizliğin artmış olması ve haberlerden yüklendiğimiz ağır bunalım altında caddede yürüyorum.

Bir anda  caddede tıkanan trafiğe öttürülen klakson ile  bulunduğum yerde sıçrıyorum, oysa ülkemde  klakson yasağı var…

Kulaklarım zonkluyor ve klaksonu çalan arabaya yöneliyorum.

TÜRKÂN HOCA’NIN ARDINDAN

H.Muzaffer Yaşarakıncı

Çok kızarız  iki  yüzlülüğe...
Gavurdan dönme birisinin bir kıyağını görsek, bizim yerimize o yapmış..helal olsun.  yuh bize  deriz...
Aynı gavur ben müslümanım diyen birilerine de ters düşerse vay anam vay..yandı ki ne yanma..
Oysa din munafıkı sevmez...
.........

Doktordan araba

Dr. Mehmet UHRİ    

Yeni aldığım arabamın kölesi oldum. Artık o beni yönetiyor. Bütün bunlar, eski arabamın yaşını sağlık kurulu raporu ile büyütüp hurdaya çıkartmak istemem ile başladı.

 

Ekonominin rayına girmesi ve tüketici kredilerinin ucuzlamasıyla 14 yıllık arabamı değiştirmeye karar vermiştim. Arabamı satıp üstüne biraz daha ekleyip banka kredisi yardımıyla yeni araba arayışına girdim.........

 

BU MİLLETİN AHLAKINI KİM BOZDU?

                                                                                            Metin AKKOÇ

Ahlâk fukarası olduk çıktık vesselam!. Bu milletin örf’lerine, adetlerine, misafirperverliğine, saygısına, sevgisine, birbirlerine güvenine ne oldu?.  Neden bu hale geldik!.. Kimsenin kimseye sevgisi ve saygısı kalmamış, o güzelim insanlar, birbirlerine kuşku ile, korku ile, öcü gibi bakıyorlar!.....

Altı sene önce eski Devlet Bakanı yazarımızın yazdığı aşağıdaki yazıyı okumanızı tavsiye ederim.


1933 krizi yaşanıyor

GÜRCAN DAĞDAŞ

Vergİlerİn artışı ile halk da gayrimenkule yöneliyor. Emlak piyasası canlanan Amerika'da 1933 ekonomik kriz sendorumu yaşanıyor. Amerika'da 1933 yılında yaşanan büyük ekonomik kriz benzeri krizin kapıda olduğu dillendirilmeye başlandı.
Amerika'da yüksek maaşla çalışan insanlar da tedirgin. Türkiye'deki gibi yüksek maaşlı çalışanlar işten çıkarılıp yerine daha düşük maaşla insanlar işe alınıyor. Amerikalı ucuz iş gücüne karşı rekabet edemeden, işini kaybetme korkusu da yaşıyor.
Chicago borsasında çalışan Bülent Altınkaya'nın anlattıklarından ve çeşitli sektörlerde işveren ve işçi olarak çalışan insanlarla yaptığım sohbetlerde ciddi bir ekonomik daralmanın yasandığı işsizliğin hızla arttığı, alım gücünün........

31.08.2003

 

BİR BAŞKADIR KAHVEHANE  KÜLTÜRÜ!..

Metin AKKOÇ

Kahvehane kültürü bambaşka bir kültürdür. Oraya devamlı gidenler bunun pek farkında değil ama ayda yılda bir giden insanlar bunun bariz bir şekilde farkında olurlar.

Neler konuşulmuyor ki!.. Ne olunmuyor.......

KULAĞIMA ÇAL

Güngör GÜRKAN 

Milli Eğitim Bakanlığının koridorlarında bekleşiyoruz. Yedek subay öğretmenlerin görev yerleri belli olacak. Ben Ankara doğumluyum. Büyük bir ihtimalle doğuda bir yerlere gideceğim. En azından Ankara'ya yakın bir yere düşmeyi ümidediyorum. Fakültede devamım bitmiş, her üç ayda bir sınavlara gidip, kalan derslerimi bitirmeğe uğraşıyorum.

İki gün sonra köyümdeydim. Dağların arasında, yüzelli hanelik şirin, yeşil bi.......

 

YAZARLARIMIZ

METİN  AKKOÇ

PERŞEMBENİN GELİŞİ

Dr.MEHMET UHRİ

DOKTORDAN ARABA

 

Yücel DÖNMEZ

NELER OLUYOR BİZE?

H.MUZAFFER YAŞARAKINCI

TÜRKÂN HOCA’NIN

 ARDINDAN

 

GÜNGÖR GÜRKAN

ARİF

NESRİN AKKOÇ

MEHMETÇİK ve SANAT

TEKİN AKKOC

ARTİSTLİK YAPMA

AYKUT A. MISIRLIGİL

KELEKLER ve SALTANAT KAYIKLARI

 

Sevdiklerinize Bu çok özel

 hazırlanmış

E-Kartlardan Gönderiniz.

Bir Osmanlı Hikayesi...

Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, tebdili kıyafet yapmış, Kuşlar Çarşısı'nı geziyormuş. 
Avcılar avladıkları kuşları, tuzakçılar yakaladıkları maharetli, eğitimli, güzelim kuşları satıyorlar.  Bir ara gözü kekliklere ilişir padişah'ın.  Bir grup kekliğin üzerindeki varakta, "Tane işi satış fiyatı 1 altın" yazıyor.  Hemen yanı başlarında asılı, adeta altın kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyatı; 300 altın. Padişahın gözü 300 altınlık kekliğe takılır. 
"Hayırdır" der satıcıya,
"Bunun diğerlerinden ne farkı var ki,  bunlar  1 altın, bu 300 altın?"

Satıcı, "Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana bunun ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun etrafına doluşuyor" diyor."  Tabii bu arada avcılar da o etrafa doluşan keklikleri daha rahat avlıyorlar" diye ekliyor.

"Satın alıyorum" diyor Padişah,   "Al sana 300 altın..."  Parayı veriyor; hemen oracıkta kekliğin kafasını kesiyor.  Adam şaşırıp, "Ne yaptınız, en maharetli kekliğin kafasını  koparttınız, yazık değil mi" diye dövünürken;   Padişah gürlüyor:

 
"Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bunun akıbeti er veya  geç budur...... " Diyor
  
BİZDEKİ HAİNLERİN KAFASINI KİMLER KOPARTACAK MERAKLA BEKLİYORUZ.......

 

"Asker Mektubu"

 H. Muzaffer Yaşarakıncı

Bankların ne işe yaradığını öğrenmek için ya  ayakların tutmaz kolay yürüyemez olacaksın. Ya sevdiğine sıcak bir yerde çay ısmarlayamayacak kadar az paran olacak. Ya da benim gibi emekli olacaksın.

Her yaşta insanın yeni bir şeyler bulması, yeni yerler keşfetmesi ne hoş. Oysa bu banklar
çocukluğumdan beri var.


Cami kubbeleri kadar geniş yüksek çınarların altında oturup geçenlerin adımlarını sayarak dalıp gitmenin emekliliğin şanından olduğunu öğreniyorsun.

Körfezin mavi suları, beyaz martıları, gri güvercinleri üşümüş bu mevsimin az renklerinden bir kaçı.

Çınarlarda tek yaprak yok. Boğuk bir gürültüyle kocaman bir helikopter geliyor uzaktan. Güvercinler
havalanıyor attığım bulgurların üzerinde. Çıplak dallara kaçıyorlar. Altında oturduğum çınarların birçok arkadaşları önümdeki suların altında.

17 Ağustostan beri ordalar.....

ARİF 

 

Güngör Gürkan

Arif, gardırobu açtığında gömlekleri ve pantolonları, kasap dükkânında asılan etler gibi gördü aniden. Hiçbir anlam veremedi. Boş gözlerle bir süre baktı. Akşam fazla içtiğini düşündü. Birden giyinmesi gerektiğini hatırladı. Liseden sonra okumamıştı. Doğruca askere gitmişti. O zamanlar lise bitirenler yedek subay oluyordu. Askerden dönüşte birkaç ay boş gezdi. Annesi sıkıştırıyordu;

 

Güngör GÜRKAN'ın hiçbiryerde

 yayınlanmamış hikayeleri artık ÇİLİNGİRSOFRASI'nda 

ATA'LARIMIZ BU SÖZÜ BOŞUNA SÖYLEMEMİŞLER.

Metin AKKOÇ'un yazısı için tıklayın

HANGİ SOYKIRIM

TAŞLARI BAĞLAMIŞLAR, İTLERİ SALMIŞLAR!..

Metin Akkoç

    Her köşesi cennet olan Türkiye’nin büyük şehirleri yaşanılmaz hale geldi!. Adeta büyük şehirler, hırsızların, kapkaççıların, yan kesicilerin, gaspçıların, tinercilerin, cenneti oldu!. Her gün yüzlerce olay var bu güzelim Türkiye’nin metropollerinde!..

    İçişleri bakanlığından çıt yok!.. Sayın bakanın yerine Dışişleri bakanı sayın Gül, ....

 

 Yaşlılık Dediğin

Dr. Mehmet UHRİ  

"Yaşlılık dediğin yavaş düşme gibi bir şey. Düşüyorsun. Düştüğünün farkındasın. Yavaş düştüğün için bir süre sonra alışıyorsun. Zannediyorsun zemine hiç çarpmayacaksın. Üstelik çevrendekiler de durumun farkında, ellerini uzatıp seni tutmaya uğraşıyorlar, sessizce. Zaten düşüşü yavaşlatan da onlar, sanırım. Yardımın için sağ ol evlat" dedi..........

Eğik çınar

Dr. Mehmet UHRİ  

"Ben hep buralardayım. Yine gel beklerim" diyerek uğurladı, ayakkabı boyacısı. İzmir Konak katlı otoparkının önünde Talatpaşa Alsancak taksi dolmuşu kuyruğunda beklemeyi fırsat bilip ayakkabılarımı boyatmıştım. Sonbaharın giderek kısalan günlerindeydik. Nemli bunaltıcı yaz akşamları yerini hafif esintili serin havalara bırakmıştı. Yolun karşısındaki çınar ağacının dökülen yaprakları süslüyordu ortalığı. Ayakkabımı uzattığımda boyacıdan bir azar işitmediğim kaldı. Ayakkabımı boyasız bırakmış, eskitip derisini kurutmuşum,

YASALARIN İŞLEVİ

 

Metin AKKOÇ

 

Zamanın birinde, bir ülkede, yönetimlerin bencilliği, beceriksizliği ve Ülkenin değil de sadece kendi çıkarlarını düşünmelerinden dolayı, ülke bir kaos ortamına sürüklenmiş.. Rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, zimmet, kapkaççılık, her türlü sahtekarlık almış başını gidiyor.. Açlık, sefalet, işsizlik, diz boyu!.. Yönetenler, kendi çıkardıkları.....

 

Öykü  

                  

SÖKE SÖKE P A M U K

H. Muzaffer Yaşarakıncı

Popoya ilk şaplağı yedikten sonra, yatırıp kesince göbek bağımızı beyaz önlüklü doktor amca, pamuğu koyup bantlar ebe abla.. Merhaba mavi yeşil sarı beyaz Dünya..


Yüz görümlülüğünü aldıktan sonra koyarlar teraziye tartarlar kilomuz kaça diye.. Pipimiz varsa mavi, yoksa pembe pamuktan zıbınımızı giydirirler…

 

KELEKLER ve SALTANAT KAYIKLARI

Derleyen:

Prof. Dr. Aykut A. Mısırlıgil

SALTANAT KAYIKLARI

Osmanlı Devleti'nde padişahların ve saray mensuplarının, Boğaziçi, Haliç gezilerinde bindikleri teknelere "saltanat kayıkları" denilirdi.

Bu kayıklar, İstanbul'da Tersane-i Amire'de inşa edilmiş olup, keresteleri İznik, Yalova, Sarıçayır, Karamürsel,

 

Powered by AK-NET.

Bu sitede yayınlanan yazı,  resim ve hertürlü dökümanın hak ve sorumluluğu yazarına aittir, ve kaynak göstermek  suretiyle yayınlanabilir.

Çilingirsofrası 2001-2009©