|
Işığımız
Atatürk'ten, Gücümüz Tarihten, Cesaretimiz Doğruluktan, Desteğimiz
Halktan |
|

Tıklayınız |
|
|
|
KARDEŞ
site
SİTEM'in
başlığından alıntıdır. |
|
Korkma, sönmez, senin
izindeki bekçileriyiz bu alsancağın,
Asil kanımızdan aldığımız
güçle, hakkından geliriz her alçağın.
Tekin
Akkoç |
|
Perşembenin Gelişi…
Metin AKKOÇ
Olacağı buydu. Başka ne bekliyordunuz. Yıllardan beridir A.B.D.de
Ermeni lobileri çalışır çabalar birkaç temsilciyi ayarlar ve
Ermeni Soykırımı tasarısını gündeme getirir. Türkiye olarak ya da
Türkler olarak biz ne yaparız. Onlar yaygaraya başlayınca üç
kişiden oluşan bir heyet gönderip son anda buna engel olmaya
çalışırız. Ne kadar engel olabiliriz, ne zamana kadar engel
olabiliriz. Ermeni lobiciliği karşısında bizim |
|
|
Yaşlılık
Dediğin
Dr. Mehmet UHRİ
"Yaşlılık
dediğin yavaş düşme gibi bir şey. Düşüyorsun. Düştüğünün
farkındasın. Yavaş düştüğün için bir süre sonra alışıyorsun.
Zannediyorsun zemine hiç çarpmayacaksın. Üstelik çevrendekiler
de durumun farkında, ellerini uzatıp seni tutmaya
uğraşıyorlar, sessizce. Zaten düşüşü yavaşlatan da onlar,
sanırım. Yardımın için sağ ol evlat" dedi.
|
|
"Asker
Mektubu"
H.
Muzaffer Yaşarakıncı
Bankların ne işe yaradığını öğrenmek için ya ayakların tutmaz
kolay yürüyemez olacaksın. Ya sevdiğine sıcak bir yerde çay
ısmarlayamayacak kadar az paran olacak. Ya da benim gibi
emekli olacaksın.
Her yaşta insanın yeni bir şeyler bulması, yeni yerler
keşfetmesi ne hoş. Oysa bu banklar çocukluğumdan beri var. |
|
Bir
Osmanlı Hikayesi...
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, tebdili kıyafet yapmış,
Kuşlar Çarşısı'nı geziyormuş.
Avcılar avladıkları kuşları, tuzakçılar yakaladıkları maharetli,
eğitimli, güzelim kuşları satıyorlar. Bir ara gözü kekliklere
ilişir padişah'ın. Bir grup kekliğin üzerindeki varakta, "Tane
işi satış fiyatı 1 altın" yazıyor. Hemen yanı başlarında asılı,
adeta altın kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyatı; 300
altın. Padişahın gözü 300 altınlık kekliğe takılır.
"Hayırdır" der satıcıya,
"Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300
altın?"
Satıcı, "Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir
yana bunun ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun
etrafına doluşuyor" diyor." Tabii bu arada avcılar da o etrafa
doluşan keklikleri daha rahat avlıyorlar" diye ekliyor.
"Satın alıyorum" diyor Padişah, "Al sana 300 altın..." Parayı
veriyor; hemen oracıkta kekliğin kafasını kesiyor. Adam
şaşırıp, "Ne yaptınız, en maharetli kekliğin kafasını
koparttınız, yazık değil mi" diye dövünürken; Padişah
gürlüyor:
"Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bunun akıbeti er
veya geç budur...... " Diyor
BİZDEKİ HAİNLERİN KAFASINI KİMLER KOPARTACAK MERAKLA
BEKLİYORUZ....... |
|
|
|
|
|
|
|
BİR BAŞKADIR
KAHVEHANE KÜLTÜRÜ!..
Metin AKKOÇ
Kahvehane kültürü bambaşka bir kültürdür. Oraya devamlı
gidenler bunun pek farkında değil ama ayda yılda bir giden
insanlar bunun bariz bir şekilde farkında olurlar.
Neler konuşulmuyor ki!..
Ne
olunmuyor
|
|
KELEKLER ve SALTANAT
KAYIKLARI
Derleyen:
Prof.
Dr. Aykut A. Mısırlıgil
SALTANAT KAYIKLARI
Osmanlı Devleti'nde padişahların ve saray
mensuplarının, Boğaziçi, Haliç gezilerinde
bindikleri teknelere "saltanat kayıkları" denilirdi.
Bu
kayıklar, İstanbul'da Tersane-i Amire'de inşa
edilmiş olup, keresteleri İznik, Yalova, Sarıçayır,
Karamürsel, |
|
|
|
KULAĞIMA
ÇAL
Güngör GÜRKAN
Milli Eğitim Bakanlığının
koridorlarında bekleşiyoruz. Yedek subay öğretmenlerin görev yerleri belli
olacak. Ben Ankara doğumluyum. Büyük bir ihtimalle doğuda bir yerlere gideceğim.
En azından Ankara'ya yakın bir yere düşmeyi ümidediyorum. Fakültede devamım
bitmiş, her üç ayda bir sınavlara gidip, kalan derslerimi bitirmeğe uğraşıyorum.
İki gün sonra köyümdeydim. Dağların
arasında, yüzelli hanelik şirin, yeşil bi.......
Güngör
GÜRKAN'ın hiçbiryerde yayınlanmamış
hikayeleri artık ÇİLİNGİRSOFRASI'nda
|
|
|
|
|
 |
|
Mutsuz ağaç yoktur
Dr. Mehmet UHRİ
"Akşam sefası gündüz kapalı durur
gece olunca açar. Kimseye göstermez güzelliğini. Dahası arılar
ve böcekler gece yuvalarına çekildiği için onlara da tattırmaz
özünü, balını..."
|
|
YASALARIN İŞLEVİ
Metin AKKOÇ
Zamanın birinde, bir ülkede, yönetimlerin
bencilliği,
beceriksizliği ve Ülkenin değil de sadece kendi
çıkarlarını düşünmelerinden dolayı, ülke bir kaos
ortamına sürüklenmiş..
Rüşvet,
hırsızlık, dolandırıcılık, zimmet, kapkaççılık, her
türlü sahtekarlık almış başını gidiyor.. Açlık,
sefalet, işsizlik, diz boyu!.. Yönetenler, kendi
çıkardıkları..... |
|
ARİF
Güngör Gürkan
Arif, gardırobu açtığında gömlekleri ve
pantolonları, kasap dükkânında asılan etler gibi
gördü aniden. Hiçbir anlam veremedi. Boş gözlerle
bir süre baktı. Akşam fazla içtiğini düşündü. Birden
giyinmesi gerektiğini hatırladı. Liseden sonra
okumamıştı. Doğruca askere gitmişti. O zamanlar lise
bitirenler yedek subay oluyordu. Askerden dönüşte
birkaç ay boş gezdi. Annesi sıkıştırıyordu; |
|
|
This is...
H. Muzaffer YAŞARAKINCI
Amerikan okullarının ülkemizde birçok okulumuzdan daha eski olduğunu hiç
düşündünüz mü? Özellikle İstanbul Robert, Kayseri Talas, Mersin Tarsus
Amerikan Kolejleri… Elinize bir cetvel alıp bu illeri birleştiren bir
çizgi çizdiğiniz zaman Türkiye yi nasıl uzunlamasına ikiye böldüğünü
görürsünüz.
Ben, Erciyes in eteğinde ki Talas’ın imtihana girip de kazanamayanlardanım.
Kayseri dönüşü Diyarbakır’da da Kolej (Anadolu Lisesi) olduğunu
öğrenince şansımızı denedik
|
|
Eğik çınar
Dr. Mehmet UHRİ
"Ben hep buralardayım. Yine gel beklerim" diyerek uğurladı,
ayakkabı boyacısı. İzmir Konak katlı otoparkının önünde
Talatpaşa Alsancak taksi dolmuşu kuyruğunda beklemeyi fırsat
bilip ayakkabılarımı boyatmıştım. Sonbaharın giderek kısalan
günlerindeydik. Nemli bunaltıcı yaz akşamları yerini hafif
esintili serin havalara bırakmıştı. Yolun karşısındaki çınar
ağacının dökülen yaprakları süslüyordu ortalığı. Ayakkabımı
uzattığımda boyacıdan bir azar işitmediğim kaldı. Ayakkabımı
boyasız bırakmış, eskitip derisini kurutmuşum,
|
|
|
Öykü
SÖKE SÖKE P A
M U K
H. Muzaffer
Yaşarakıncı
Popoya ilk şaplağı yedikten sonra, yatırıp kesince göbek bağımızı beyaz
önlüklü doktor amca, pamuğu koyup bantlar ebe abla.. Merhaba mavi yeşil sarı
beyaz Dünya..
Yüz görümlülüğünü aldıktan sonra koyarlar teraziye tartarlar kilomuz kaça
diye.. Pipimiz varsa mavi, yoksa pembe pamuktan zıbınımızı giydirirler…
|
|
TAŞLARI BAĞLAMIŞLAR,
İTLERİ
SALMIŞLAR!..
Metin Akkoç
Her köşesi cennet
olan Türkiye’nin büyük şehirleri yaşanılmaz hale geldi!. Adeta
büyük şehirler, hırsızların, kapkaççıların, yan kesicilerin,
gaspçıların, tinercilerin, cenneti oldu!. Her gün yüzlerce
olay var bu güzelim Türkiye’nin metropollerinde!..
İçişleri bakanlığından çıt yok!.. Sayın bakanın yerine
Dışişleri bakanı sayın Gül, ....
|
|
PETROL YOK İNŞALLAH…
H. Muzaffer YAŞARAKINCI
Hani her subay Şark Hizmeti yapacak ya. Manisa da ilkokul 3’ e kadar okumuştuk
ki babamın tayini Siirt‘e çıktı. Çekirdeksiz üzümü yok diye avaz avaz
beşkardeşin koro şeklinde ağladığımız Siirt. Çocukların Arapça ağladığı,
dünyanın en güzel vadisi Botan’a sahip Siirt. Sünnet olduğum 4 ve 5 i okuduğum
yer.
Siirtlilerin Ammo Yaşar (Yaşar Amca) dediği babam, bulduğu arabaya 7 kişilik
ailesini doldurup, hadi bakalım dedi TİLLO ya..
Şimdiki adı AYDINLAR.
|
|
|
|
Bu site
AK-NET tarafından
hazırlanmıştır.
Bu sitede yayınlanan yazı,
resim ve hertürlü dökümanın
hak ve sorumluluğu yazarına
aittir, ve kaynak göstermek suretiyle
yayınlanabilir. |
|
Çilingirsofrası 2000-2007© |
|
|