OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE YURDUM İNSANI

 

UNUTULMAZ RESSAMLAR

 BAYRAM VE YILBAŞI.

 Nesrin AKKOÇ

Sevgili okurlar hepinizin Bayram ve Yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum.

Her gününüz bayram sevincine dönüşsün, her anınız yeni bir yıl olsun.

Şöyle bir eskilere gitmek ve eskiden yaşanan sanat tadında yeni yıl ve bayramları anımsatmak istedim... 

Eskilerde Bayramlar sanatsal şölen gibiymiş.

Yemekler haftalar önceden konuşulur, ortak paylaşımlar bu vesile ile çoğalır. Günlerce, hazırlıklar yapılır, en kaliteli, en zor yemekler için en özel yerlerden malzemeler temin edilir, sevgi çığlıkları kahkaha enerjisi ile karışır mutluluk reçeteli muhteşem lezzette herkesin arzuladığı her türden yemekler tatlılar  hazırlanır.

 Sevdiklerimize sunulacak yemekler tatlılar muhteşem  tuvaller gibidir haftalarca rötuşlanır ve nihayet o gün üzerindeki örtü büyük bir heyecanla açılır ve sevenlerine inanılmaz bir duyguyla sunulur.

Düğün çorbası, Hindi dolması, duvaklı pilavlar, kompostolar, künefeler  yüreklerdeki sevgiler ve heyecanlarla süslenir...

Mahallede muhteşem kokularla yürürsünüz yüzünüzde sevimli bir gülümseme ile... Bilirsiniz kimde ne pişiyor. Her ne kadar saklasalar da... Ve yine bilirsiniz ki isterseniz o gün hepsinden tadabilirsiniz...

Ya giysiler bu kadar hazırcı değil kimse... Kumaşlar aylarca önceden alınır modeller seçilir dikiş için komşular bir araya gelir, yardımlaşma hat seviyededir, özenle dikilir hepsi ve  kimse görmesin diye kıyafetler köşe bucak saklanır, hatta ayakkabılar yastık altında geceler sürpriz an için.

Ve o büyük  gün herkes bir gelin damat edasında ortaya çıkar inanılmaz hayranlık ve  hoşluk vardır bakışlarda ve tabii ki beğeni çığlıkları, Büyüklerin ellerini öpmek için kuyruklar oluşur saygıyla... Küçükler binlerce kez kucaklanır, karşılıklı kucaklaşmalar, öpüşmeler, içten sevgi saygı enerjileri.

Çocuklar için; verilen şekerler, hediyeler, harçlıklar ve paraları harcamak için Bayram yerleri, dönme dolaplar, salıncaklar, atlıkarıncalar, palyaçolar, sinema, tiyatrolar, mahalle bakkalı alışverişleri, özellikle verilen sımsıcak kucak dolusu sevgiler ve mendilde saklanan şekerler, toplanan paralar unutulur mu hiç?

Hele hele içten samimi dostluklar... İnsanlar özlediklerine koşarlar çılgınca, biran önce kucaklaşabilmek için insanca. Ve bir fincan kahvenin 40 yıl sorumluluğunu almak için.

Kısacası Bayramlar ya da Yılbaşı bir sanat şölenine dönüşürdü... Yaşlılar, gençler, çocuklar bir ses bir nefes olurlardı ve Hep birlikte Gökyüzüne sevgi çığlığı fırlatırlardı o sıcacık yuvalarından...

Bugün öyle mi ya!

Hiçbir şeyin tadı yok her şey fason, her şey (fast food) yani ayaküstü yemek. Nereye yetişeceksek?

Herkes otellere dağılır ne sunulursa onu yer tabii ki memnuniyetsiz ve mutsuz...

Ne bir dost ne bir sohbet, Herkes birbirinden habersiz, apartman komşularımızı tanımayız üste kim var alt kat ta kim ki iyi bayramlar diyebilelim.

 Adımlarımız evimizde ki odalarda tüketilmiş... Bilgisayarlar ve yalnızlığa esir olmuşuz. Birde paparazzi programlarına tabii ki...

Ya çocuklarımız; çocukluğunu yaşayamayan zavallılar, adımları dar alanlarda tüketilmiş reyting kurbanı ebeveynlerin esiri çocuklarımız, odalarda hapis, arkadaş yoksunu, bilgisayar tutkunu çocuklarımız... Onlara ne  veriyoruz ki ne bekleyelim... Tabii ki  sevgiden, birlikten uzak bu şartlar da mekanik ve maddeci oluyorlar ve yalnız... 

 Yaşam ayaküstü tüketiliyor. Ne bir ses ne bir soluk bu gök kubbede, heyecan  sıfır ya da saçma sapan uçlarda... Oysa bu kadar ucuz olmamalı hayat.

  Hayatın Farkına varmalı ve keyifle bir yerinden sevgiyle yakalamalı değil mi sevgili okurlar ne dersiniz?

2008 de Sağlıklı yıllar, Şeker tadında Bayramlar...

SEVGİ VE SAYGILARIMLA,

 

İSTANBUL'a NOSTALJİ

HEYKELİN TANRILARI

Seveceğiniz müzikler için tıklayın.

 
 

BU KİTAPLARI ANIMSIYORMUSUNUZ ?

 

NOSTALJIK BELGELER

ANASAYFA'YA GERİ DÖN